Haldun Taner ve Eleştirinin Eleştirisi: "Ayışığında Çalışkur" (Eleştiri - İnceleme)
Haldun Taner ve Eleştirinin Eleştirisi: "Ayışığında Çalışkur"
Umberto Eco'nun Rönesans İnsanı diye bir tabiri vardır. Rönesans dönemi entelektüel insan modelini anlatmaya çalışan bu tabir, birden fazla disiplinle ilgilenen, kendisini tek bir alana hapsetmeyen, farklı yönlerini farklı alanlarda geliştirip zenginleştiren bir insan tanımı üzerinde yoğunlaşır. Leonardo Da Vinci, herhalde bu tip insanın en karakteristik örneğidir. Rönesansın Almanya'daki en büyük temsilcisi kabul edilen Albrecht Dürer de muazzam resim yeteneğinin yanında taş baskı ve tahta gravürleri ile ilgilenmiş, döneminin perspektif ve algı problemlerine çözüm aramaya çalışmış; ayrıca İncil'in en usta yorumcularından olmuştur. Aynı döneme ve kefeye konulamasa da Aristo da fizik, gökbilimi, zooloji, felsefe, siyaset ve biyoloji gibi konularla ilgilenmiştir. Pek tabii ki ilerleyen bilim anlayışı Rönesans İnsanı tabirini ortadan kaldırmıştır. Tek alanda uzmanlaşma başlamıştır. Hatta bu uzmanlaşma bir alanın herhangi bir bölümü üzerine yoğunlaşmıştır. Bu durum ister istemez dikey bir derinliğin yanında yatay bir sığlık getirmiştir. Günümüzün de bireyselden başlayıp sonucu toplumsala uzanan ve bir çıkmaz halini alan sıkıntılarından biri, dikey uzmanlaşmanın yatay sığlığı beraberinde getirmesidir. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nin Hilmi Yavuz'a fahrî doktora payesi vermesi münasebetiyle davetli olarak Çanakkale'ye gelen ve bir konuşma yapan Hüseyin Çelik de bu konuya dikkat çekmişti. Kelebek kanadındaki damarların yapısı üzerine yıllarını verip uzmanlaşma sağlayan bir kişinin dikey olarak ilerlediğini; ancak alanı dışında giderek sığlaştığını belirtmişti Çelik. Yaşadığımız Rücû çağı, insanlığa bu durumun artıları olduğu gibi eksilerinin de olduğunu göstermiş ve disiplinlerarası çalışmalar önem kazanmıştır. Romana çomak sokuyor diye eleştirilen Ahmet Mithat Efendi'nin devri de modernist roman anlayışıyla sona ermişti. Son dönemde görülen modern sonrası anlayış ise bizi tekrardan Ahmet Mithat Efendi'nin, bir nebze de olsa, dediğine getirdi. Bu durum, son dönem yazarlarımızdan Buket Uzuner'in Uzun Beyaz Bulut Gelibolu romanında açıkça görülmektedir. Rücû üstüne rücû...
Devamı »Etiketler: Çayyaş Edebiyat, Tahir Akışlı



